ReachHelm
← Kaynaklar

Ajans mı, kendin mi? Dürüst bir karşılaştırma

7 dakikalık okuma

Ajansın gerçekten gerekli olduğu durumlar, kendin yönetmenin sınırları ve karar için beş soru.

Bu soruyu soran işletmelerin çoğu aslında üç seçenek arasında kalıyor: ajansa vermek, kendin yönetmek, ya da yeğene bırakmak. Üçünün de gerçekten iyi olduğu durumlar var. Aşağıda hiçbirini kayırmadan yazdık.

Ajansın gerçekten daha iyi olduğu durumlar

Bunları küçümsemek dürüst olmaz. Şu durumlardaysan ajans doğru seçim:

Marka kimliği kuracaksan. Logo, renk seçimi, yazı tipi, tabela, ambalaj, menü tasarımı. Bunlar bir kerelik ve uzmanlık işi. Kendi başına yapılan logolar yıllarca dükkânın önünde durup işi ucuz gösteriyor.

Profesyonel video ve fotoğraf çekimi gerekiyorsa. Işık, ses, kurgu, oyuncu, mekân. Telefonla çekilen içerik günlük paylaşım için yeterli, ama tanıtım filmi için değil.

Reklam bütçen büyükse. Aylık reklam harcaman ciddi rakamlara çıktıysa, bir uzmanın o bütçeyi daha iyi yönetmesi ücretini fazlasıyla çıkarır. Küçük bütçede aynı şey tersine dönüyor; ajans ücreti reklam bütçesinden büyük oluyor.

Birden fazla şuben, çok ürünün, karmaşık bir yapın varsa. Tek kişinin takip edebileceği sınırı aşan işlerde ajansın süreç düzeni işe yarıyor.

Kriz yönetimi gerekiyorsa. Kötü bir haber, hukuki bir konu, yayılan bir şikâyet. Bunlar tecrübe ister.

Ajansın zayıf kaldığı yerler

İşini senin kadar bilmiyor. Müşterinin neden geldiğini, hangi cümleye tepki verdiğini sen biliyorsun. Ajans tahmin ediyor.

Yavaş. Bugün bir teklif düşündün, paylaşıma çıkması iki gün sürüyor. Küçük işte hız, kaliteden daha çok satış getiriyor.

Ne yaptığını anlamıyorsun. Sahada en çok duyduğumuz cümle bu: "ajansa ödüyorum ama ne yaptığını bilmiyorum." Gelen rapor sayfalarca oluyor, cevabını aradığın soru cevapsız kalıyor: bu ay kaç müşteri geldi.

Sabit ücret küçük işi zorluyor. Aylık ücret, sen o ay az iş yapsan da çıkıyor.

Kendin yönetmenin iyi yanları

  • İşini biliyorsun. Doğru cümleyi zaten kurabiliyorsun.
  • Anında paylaşabiliyorsun. Bugün stok geldiyse bugün duyurursun.
  • Müşteriyle doğrudan konuşuyorsun. Aradaki kişi kaybolmuyor.
  • Para ajans ücretine değil, doğrudan reklama gidiyor.

Kendin yönetmenin zorlukları

Bunları da yazalım, çünkü çoğu deneme burada bitiyor:

  • Zaman. Dükkânı çevirirken bir de bu.
  • Süreklilik. İlk hafta dört paylaşım, üçüncü hafta sıfır.
  • Kurulum. İşletme hesabı, sayfa bağlama, reklam hesabı, ödeme yöntemi. İlk kurulum insanları yıldırıyor.
  • Tasarım. Görselin dağınık durması işin ucuz görünmesine sebep oluyor.

Yeğen çözümü

Bedava değil, sadece faturası gelmiyor. Dürüst bakalım:

İyi yanı: Başlangıçta gayet iş görüyor. Hesabı açar, birkaç paylaşım yapar, işi yürütür.

Kötü yanı: Süreklilik yok. Okul açılınca, işe girince, küsünce iş duruyor. Daha kötüsü, hesabın şifresi onda kalıyor. İşletmeler yıllarca emek verdikleri hesabı bu yüzden kaybediyor.

Yapılacak iş: Yeğenin yapsın, ama hesabın sahibi sen ol. E-posta senin olsun, telefon doğrulaması senin numarana gelsin, ona sadece yetki ver. Bu tek düzeltme, ileride yaşanacak en büyük kaybı önlüyor.

Ajansla çalışıyorsan sorman gereken üç soru

Ajanstan memnun değilsen, hemen ayrılmadan önce şunları sor. Cevap veremeyen ajans zaten cevabını vermiş oluyor:

  1. Bu ay kaç kişi bize yazdı veya aradı? Görüntülenme değil, insan sayısı.
  2. Reklam bütçemin ne kadarı harcandı, karşılığında kaç kişi ulaştı?
  3. Hesaplarımın sahipliği kimde? Cevap "bizde" ise bunu bugün düzelt. Ajans değişince hesabını kaybetmemelisin.

Karar için beş soru

  1. Aylık reklam bütçen ne kadar? Ajans ücretinden küçükse kendin yönet.
  2. Haftada kaç saat ayırabilirsin? Bir saatin bile yoksa ajans ya da yardım şart.
  3. Marka kimliğin var mı? Yoksa bir kerelik ajans işi al, sonrasını kendin yürüt.
  4. Kaç şuben var? Birden çoksa ajans tarafına kayıyor.
  5. Tanıtım filmi gibi bir çekim ihtiyacın var mı? Varsa o iş ajansın.

En çok işe yarayan: karma model

Çoğu küçük işletme için en mantıklısı ikisini karıştırmak:

  • Ajansa ver: yılda bir kere marka kimliği ve iyi bir çekim. Bir kerelik, proje bazlı.
  • Kendin yap: günlük paylaşım, mesaj cevaplama, küçük reklam. Bunlar zaten hız ve süreklilik isteyen işler.

Böylece ajans parasının en değerli kısmını alıyorsun, en pahalı kısmını ödemiyorsun.

ReachHelm bu tabloda nerede

Dürüst olalım: ReachHelm ajansın yerine her şeyde geçmiyor.

Yapmadıkları: logo tasarlamıyor, marka kimliği kurmuyor, setli video çekmiyor, sektörüne özel uzun vadeli strateji yazmıyor. Bunlar gerekiyorsa ajansa gideceksin.

Yaptıkları, günlük işin tıkandığı yerler: "bugün ne paylaşayım" sorusu, üç ayrı yere dağılmış mesajlar, reklam açmaya çekinmek, ve en önemlisi — ay sonunda ne olduğunu görebilmek.

Yani asıl kıyası ajansla değil, hiç yapmamakla ve yarım yapmakla kur. Çoğu işletmenin gerçek durumu o.

Bunları senin yerine yapalım

3 gün ücretsiz. Kart istemiyoruz, istediğin an bırakırsın.

Ücretsiz başla